Abdurrahim Vural
۷ ماه قبل
Kaynaklarda, Danişmentli hükümdarı Melik Mehmed Gazi’nin 06 Ocak 1143 tarihinde vefat ettiği ve kendi yaptırdığı külliyede yer alan bu türbeye defnedildiği aktarılmaktadır.
Pınarbaşı Melikgazi Türbesinde medfun bulunan Emir Gazi’nin oğludur. Abbâsî Halifesi Müsterşid-Billâh ve Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in Emîr Gazi’ye gönderdiği menşur, altın asâ ve diğer hediyeler Melik Muhammed’e verilerek Malatya’da hükümdar ilân edildi.
İmparator II. Ioannes Komnenos, Dânişmendliler arasındaki taht kavgalarından faydalanarak 529 (1135) yılında Kastamonu ve Çankırı’yı işgal etti. Ancak Sultan I. Mesud ile ittifak yapan Muhammed, Bizans kuvvetlerinin çekilmesi üzerine bu yöreyi tekrar topraklarına kattığı gibi 1135’te isyan eden kardeşi Yağan’ı da öldürdü, Aynüddevle ise Malatya’ya kaçtı. Melik Muhammed 1136’da Rupen Ermeni hânedanının elinde bulunan Çukurova’yı topraklarına katmak istediyse de geri çekilmek zorunda kaldı; ardından Malatya’ya hâkim olan kardeşi Aynüddevle üzerine yürüyerek Elbistan ve Ceyhan yörelerini aldı. 1139’da (Süryânî Mikhail’e göre 1138’de) tekrar Çukurova’ya saldırıp Feke ve Gabon gibi bazı kaleleri ele geçirdi.
Bu arada Dânişmendliler’in Kuzey Anadolu üzerindeki hâkimiyetlerine son vermek isteyen Bizans İmparatoru II. Ioannes’in, Konstantin Gabras ile anlaşarak Dânişmendliler’in merkezi Niksar’ı ele geçirmek ümidiyle çıktığı sefer başarısızlıkla sonuçlandı. Fakat 1141’de yeniden harekete geçip Uluborlu ve Beyşehir gölü üzerinden Antalya’ya giden yolu ele geçirdi. İmparator 1142 yazı sonunda Dânişmendliler tarafından zaptedilen bazı kaleleri geri almak üzere tekrar sefere çıktı.
Dânişmendliler, 1140-1141 yıllarında Karadeniz bölgesini Rumlar’dan geri aldılar. Melik Muhammed daha sonra güneye yönelerek Elbistan’a hücum eden Haçlılar’ı geri püskürttü.
Dindar ve hayır sever bir hükümdar olan Melik Muhammed Rumlar, Haçlılar ve Ermeniler’le cihad etmiş, başta Abdülmecîd b. İsmâil el-Herevî olmak üzere çok sayıda din âlimini çeşitli ülkelerden davet ederek Anadolu’da İslâmiyet’in yayılması için çalışmıştır. Bizans tarihçisi Nikitas Honiatis, onun çok büyük bir güce ulaştığını, Gürcistan ile (İberiya) Mezopotamya’nın bazı yerlerini hâkimiyeti altında tuttuğunu ve Bizans şehirlerinin en azgın, en cesur ve en tehlikeli düşmanı olduğunu söyler. Yıllardan beri harabe halinde olan Kayseri’yi imar etmiş, şehri bir bakıma yeniden kurarak burayı merkez yapmıştır.
12. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen ve dönemin sade, işlevsel mimarî anlayışını yansıtan bir türbedir. Kot seviyesinin altında kalan avluya merdivenlerle inilmekte, kapının üzerinde küçük ölçülü 2 pencere yer almaktadır.