Serkan Davut
۵ ماه قبل
1. 1994 Katliamı ve Caminin Bölünmesi Her ne kadar sorunuzda 1996 deseniz de, bu sürecin fitili 25 Şubat 1994 tarihinde atılmıştır. Radikal bir Yahudi olan Baruch Goldstein, sabah namazı sırasında camiye girerek ateş açmış ve 29 Müslümanı şehit etmiştir. Sonuç: Bu katliamdan sonra kurulan Şamgar Komisyonu, caminin ibadet alanını %60 oranında Yahudilere (Sinagog), %40 oranında Müslümanlara (Cami) böldü. Ele Geçirilen Kısımlar: Hz. Yakub, Hz. Lea ve Hz. Yusuf'un (bazı rivayetlere göre) makamlarının bulunduğu kısımlar ile caminin avlusunun büyük bir bölümü Yahudi tarafında kaldı. Müslümanlar ise Hz. İshak ve Hz. Sare'nin makamlarının olduğu bölümde kaldı. 2. 1996 Olayları ve Tünel Çatışmaları 1996 yılında ise doğrudan cami içinde değil, caminin hemen dışındaki ve Kudüs'teki hareketlilikle bağlantılı yerler üzerinde kontrol arttı: H-1 ve H-2 Bölünmesi: 1997'nin hemen başında imzalanan "Hebron Protokolü"nün temelleri bu dönemde atıldı. Şehir ikiye bölündü: H-1 Bölgesi: Filistin yönetiminde kaldı. H-2 Bölgesi: Halilürrahman Camii'ni ve eski şehir merkezini kapsayan bölge tamamen İsrail askeri kontrolüne geçti. Şüheda Caddesi (Al-Shuhada Street): Eskiden şehrin en canlı ticaret merkezi olan bu cadde, güvenlik gerekçesiyle Müslümanlara tamamen kapatıldı. Bugün burası "Hayalet Şehir" olarak anılmakta ve sadece Yahudi yerleşimcilerin geçişine izin verilmektedir. 3. Yahudi Yerleşimcilerin El Koyduğu Noktalar 1990'ların ortasından itibaren sistematik olarak ele geçirilen veya sivil yerleşime kapatılan stratejik noktalar şunlardır: Eski Şehir (Old City): Caminin etrafındaki tarihi evlere Yahudi yerleşimciler yerleştirildi (Beit Hadassah, Avraham Avinu gibi yerleşimler genişletildi). Kontrol Noktaları: Caminin girişine 20'den fazla askeri kontrol noktası ve turnike yerleştirildi, Müslümanların kendi ibadethanelerine girmesi zorlaştırıldı. Tel Rumeida Tepesi: Hz. İshak'ın makamına yakın olan bu stratejik tepe, askeri kuleler ve yerleşim birimleriyle çevrildi. El Halil şehrinde bulunan ve İslam tarihinin en kutsal mekanlarından biri kabul edilen Halilürrahman Camii (Mescid-i İbrahim), Hazreti İbrahim ve ailesinin kabirlerine ev sahipliği yapması nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. İlginizi çekebilecek bazı temel bilgiler ve tarihi detaylar şöyledir: 🕋 Manevi ve Tarihi Önemi Peygamber Kabirleri: Caminin altında bulunan "Makpela Mağarası"nda Hazreti İbrahim, Hazreti İshak, Hazreti Yakub ve eşlerinin (Hazreti Sare, Hazreti Refika ve Hazreti Lea) kabirleri bulunmaktadır. Rivayetlere göre Hazreti Yusuf'un kabri de burada yer alır. Dördüncü En Kutsal Mekan: İslam dünyasında Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa'dan sonra en kutsal dördüncü mekan olarak kabul edilir. Mimari Yapı: Caminin dış duvarları, yaklaşık 2000 yıl önce Kral Hirodes döneminde inşa edilen devasa taşlarla çevrilidir. Bu taşlar, Mescid-i Aksa'nın (Burak Duvarı tarafı) mimarisiyle büyük benzerlik gösterir. 📍 Konumu ve Güncel Durum El Halil Şehri: Batı Şeria'nın en büyük şehirlerinden biri olan El Halil'in (Hebron) kalbinde yer alır. Bölünmüş Durum: Ne yazık ki 1994 yılındaki katliam sonrası cami ikiye bölünmüştür. Bir kısmı cami olarak Müslümanlara, bir kısmı ise sinagog olarak Yahudilere ayrılmıştır. Müslümanlar için en önemli kısımlardan biri olan Hazreti İshak ve Hazreti Sare'nin makamları cami tarafında kalmaktadır. 🕌 Kudüs ve Al-Aqsa ile Bağlantısı Kudüs tarihine olan ilginizle bağlantılı olarak; Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve özellikle Selahaddin Eyyubi döneminde bu camiye çok büyük önem verilmiş, Kudüs’e giden ziyaretçilerin durak noktası olmuştur. Caminin içerisindeki o meşhur abanoz ağacından yapılmış minber, Selahaddin Eyyubi tarafından buraya hediye edilmiştir (Benzeri Mescid-i Aksa'da bulunuyordu).